Yigit, dürüst, namuslu ve onurlu haksıza boyun egmeyen , zulmun karşısında dik duran, insanın insan gibi yaşaması gerektine inanan adam gibi adam temmuz ayının ayıbı Gökçepınarın kayıbı. 1980 yılının ayıplı 4 temmuzu'nun kara cumasını dün gibi hatırlıyorum. işte o günler sık sık sokaga çıkma yasagı olsada görevim icabı sokaga çıkma serbestligim vardı. Sabah saat 8 cıvarı evimden ayrılıp tenha sokaklardan yürüyüp sağımı solumu kontrol ederek saat kulesi cıvarında bulunan iş yerime kavuşuyorum. Sokaklar tenha caddeler boş herkes bir korku ve panik içinde sessiz bir bekleyiş gündüzün saat 12 sinden iş yerinden ayrılıp eski mecitözü caddesinden yürüyüp askerlik şubesi karşısına geldigimde güvenlik güçlerinin askerlik şubesinin altında caddeden arabadan tam teczhizatlı inip yol boyunda toplandıklarını görüyorum, çevre sakinleri başta esnaflar olmak üzere o çevrede oturan insanların korkulu ve panik içinde güvenlik güçlerinin arabalardan inip yol boyunda sessiz bekleyişlerine kimse bir anlam veremiyor. korku telaş endişe hepsi bir birine karışmış.
Yürüyüp ana caddeden köşeyi dönüyorum tam eti ortaokulunun anacaddeye bakan giriş kapısının karşısında yaya kaldırımda duran tanıdık insalarla selamlaşıp ayak üstü sohbet ediyoruz. Esnaf evleri tarafından ana yoldan bir fort taksi geliyor gidiş istikameti kale tarafına. Yaklaşıyor, taksinin direksiyonunda tanımadıgım bir kişi yan koltugundada Ayıplı temmuzun kara cumasında Gökçepınarın kayıbı oturuyor. Bir anda göz göze geliyoruz. sağ elimle nereye diye işaret edip el sallıyorum Gökçepınarın kayıbı eliyle işaret edip el sallıyarak gittigi yönü gösteriyor araba hiç durmadan çekip gidiyor. Yanımda dikilenlere soruyorum kimin bu araba direksiyondaki kim diyorum verilen cevap sarımbeyli seyfi diyorlar. araba giderken peşinde bakıp kalıyorum. Gökçepınarın kaybınında el sallayıp direk gitmesine bir anlam veremiyorum.
Saat 12.30 civarında aynı yerde sohbet ediyoruz. Uzaklardan silah sesleri geliyor, ortalık korku telaş ve panik içinde bir kaçışmalar başlıyor. kendimizi 2 metre yakınımızda bulunan bakkal dükkanına ve sucu dükkanına atıyoruz. askerlik şubesi cıvarında tedbir alan guvenlik güçleri ras gele havaya ates ederek sağa sola koşuşturuyorlar. Şehrin her tarafından silah sesleri geliyor. çığlıklar duyuyoruz, çıkıp uzaklara bakınıp bir seyler görmeye korku, panik, telaş içinde bakışsakda sadece silah seslerini duyup uzaklarda görebildiğimiz yerlerde kara dumanların göklere süzüldünü görüyoruz. Özelikle aladdin camisi cıvarında karadumanlar gök yüzünü kaplarken o bölgede aşırı silah sesleri geliyor. O andan itibaren herkes saklanacak yer arıyor. evlerine kavuşmanın çaresini düşünüyor. 200 metre ilerdeki evime kendimi bir türlü atıyorum. evdekiler bir korku telaş içinde. Bu günlerde 30 yaşın üstünde olan, o günler biri daha yeni sürünerek yürümeye digeri yeni yürüyen iki çocuga sarılmış anneleri panik ve korku içindeler. Beni görmeleri onlara bir parça rahatlık veriyor. ondan sonra bir daha sokağa çıkmak mümkün değil. Evin içinden camdan dışarıya bakamıyorsun. Geceyi hiç uyumadan korku ve panik içinde geçiriyoruz. Silah sesleri hiç susmuyor. Hiç kimsenin kimseden haberi yok cadde ve sokakları asker kuşatma altına aldı. Sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. O gündüz ve gece devam eden silah sesleri göklere süzülen kara dumanlar ertesi gün asgariye iniyor.
Ertesi gün gündüz saat 10 civarı kapı önlerine çevre sokaklara bir parca çıkmaya güvenlik güçleri musamaha gösteriyor. Evden biraz uzaklaşıp haber topluyoruz çevreye bakınıyoruz sanki savaştan çıkmış bir görüntü. duyuma,yoruma dayalı bir çok şaibeler ortalıkta konuşuluyor. Eti ortaokulunun yan tarafında karagözden Seyit Aliyle karşılaşıp selamlaşıyoruz haber soruyoruz. Gökçepınarın kayıbı olduğunu söylüyor. İnanamıyorum, dün gördüğümü arabayla gittigini anlatıyorum. Şu an nerede olduğunu haberin kaynağını soruyorum. Hastahanede olduğunu söylüyor tekrar soruyorum gözlerinle gördünmü verilen cevap hayır oluyor. Kabullenemiyorum , inanamıyorum. inanmak istemiyorum. Oradan ayrılıp ara sokaklardan devlet hastanesine kavuşmaya çalışıyorum yol boyunda yollar barikatlarla kesilmiş asker bırakmakmıyor bir kaç sokak değiştiriyorum, kavuşamıyorum bir türlü hastaneye. saatler geçiyor hastaneye 200 metre yaklaşıyorum. Askerin dur geri dön ihtarıyla karşılaşıyom. Belediye zabıtası olduğumu anlatsamda dinletemiyorum askerlere. Zoraki geri dönderiliyorum. Eti ortaokulu cıvarına kendimi atıyorum. Topladığım haberleri değerlendiriyom. Donup kalıyorum. Askeri konvoy eşliğinde gökçepınarın kayıbı bir kaç kişiye müsade edilerek Gökçepınara doğru yola çıkarılıyor. Her şeyi göze alıp gökçepınara gitmek çabaları sonuçsuz kalıyor. Kaba kuvetle engelleniyor.Utan be temmuz ayının ayıbı utan be temmuz ayını kara cuması.Gökçepınarın kayıbını yakanlar katledenler mutlumusunuz. Siz müslümanmısınız? İnsanmısınız? Sizi lanetliyorum.
Gökçepınarın kayıbı var. Çok özledik VELİ DEDE sizi rahmetle anıyoruz. Gönlümüzde yaşıyorsun. Tüm canlara saygılar. Muharrem.
Yorum ekle